Türkiye’ icin Arsiv

Türkiye, teknoloji ihraç ediyor

01 Aralık 2009 Yazan Redworld

Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Antalya Teknokenti’nden 5 yılda 1.5 milyon dolarlık teknoloji ihraç edildiği bildirildi.

Antalya Teknokent AŞ Genel Müdürü İsmail Kasap, AA muhabirine yaptığı açıklamada, teknoloji geliştirme bölgesinde çoğu bilişim olmak üzere 40 firma bulunduğunu, bu firmalarda 150 ar-ge personelinin çalıştığını söyledi.

Teknokentlere sağlanan teşvikler ile bilişim firmalarının bütün vergilerden, diğer firmaların da KDV hariç tüm vergilerden muaf olduğunu ifade eden Kasap, bu sayede firmaların daha yüksek maaşlara eleman çalıştırarak Türkiye’nin teknolojik ürün ihraç edebilir bir ülke olmasına katkıda bulunduğunu kaydetti.

Türkiye’de 23′ü faal olmak üzere 37 teknokent bulunduğunu belirten Kasap, ”2000 yılından sonra teknoloji ihraç eden bir ülkeyiz. 10 yılda bütün teknokentlerin toplam 540 milyon dolarlık ihracatı var. Bizim teknokentimizden 5 yılda 1.5 milyon dolara yakın ihracat gerçekleşmiş” dedi.

Teknolojik ürünü belgeleyen patent sıralamasında İTÜ ARI Teknokenti’nin birinci olduğunu vurgulayan Kasap, Antalya’nın 26 patent ile üçüncü sırada bulunduğunu, amaçlarının ilk sıraya yükselmek olduğunu söyledi.

Kasap, ”Patent sayımız her yıl tahmin ediyorum katlanarak devam edecek. Patentler sırasında birinci sırayı hedefliyoruz. Patent sayısı arttıkça ülkemizin döviz kazanımı artacak. Üniversitemizin bulunduğu bölge itibarıyla tarımda tematik teknokent olmaya çalışacağız” diye konuştu.

-KLİNİK ARAŞTIRMALARIN OTOMASYONU PROJESİ-

Teknokentte bulunan İleri Sağlık Araştırmaları ve Proje Danışmanlık Şirketi ile tıp fakültesinde 24 klinik araştırma projesi yürütüldüğünü belirten Kasap, bunların arasında aromatik bitkilerden ilaç ham maddesi elde etmeye yönelik çalışmalar bulunduğunu söyledi.

İlaçların klinik araştırmaları öncesi fareler ve sıçanlarda yapılan denemelerle ilgili otomasyon sağlamayı amaçlayan proje üzerinde çalışıldığını kaydeden Kasap, ”Bu sistem dünyada bir ilk olacak. Bu otomasyonun sağlanmasına yönelik yazılım çalışması başarıya ulaşırsa araştırmalar daha sağlıklı ve kısa sürede sonuca ulaşacak” dedi.

Kasap, 1 yıl içinde sonuçlanmasını bekledikleri projeyle bir ilacın farelere hangi sürelerde, ne zaman, hangi miktarlarda verildiğinin otomasyon sistemi içinde değerlendireceğini kaydetti.

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğünün de doktora öğrencilerinin yürüttüğü proje için 100 bin TL tekno girişim sermaye desteği hibe ettiğini bildiren Kasap, ”Böylece klinik araştırmalar, kobay araştırmaları ve bitki araştırmalarında projeleri olan bir teknokent olacağız. İlacın araştırmasında para kazanmaya başlarsanız ilaç satın alarak döviz kaybeden ülkeye önemli katkılarda bulunursunuz” diye konuştu.

Patentli ilaçların ve biyomedikal ürünlerin çok ciddi ün ve döviz kazandırabileceğine dikkati çeken Kasap, ”540 milyon dolar o zaman 540 milyar dolara çıkar. Bu, üst sınırı olmayan bir pazar” dedi.

-ABD’YE TEKNOLOJİ İHRACI-

Teknokentten ABD’ye biyomedikal bir icadın ihracatının yapıldığını da söyleyen Kasap, bu aparatla biyopsi yapmadan bir hücrenin kanserli olup olmadığını anlamaya çalıştıklarını, bu aparatın yüzeyden kanseri teşhis etmeye çalışan bir aparat olduğunu bildirdi.

Kasap, teknokentten ABD’nin yanı sıra Japonya, Almanya, Rusya, Mısır, Azerbaycan ve Tayvan’a ihracat yapıldığını sözlerine ekledi.

Popularity: unranked [?]

Paylaşım Sitelerine Ekle:
  • Print
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay

Türkiye’nin dijital gündemi

14 Kasım 2009 Yazan Redworld

INTEL “Türkiye Bilgisayar Kullanım ve Tutum Araştırması” açıklandı.

“Bilgisayarım olsaydı eğitim amaçlı kullanırdım” diyenlerin sayısı oldukça yüksek. Kadınlar ve erkekler arasındaki sayısal uçurum ise tehlike sinyalleri veriyor.

İnsanlığı geleceğe taşıma vizyonuyla hareket eden Intel, Türkiye’nin kalkınma ve gelişiminde bilişimin yaratabileceği olumlu katkı konusunda farkındalık yaratmaya yönelik çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Intel tarafından ülkemizin e-dönüşüm sürecinde bulunduğu noktayı ortaya koymak adına bağımsız bir araştırma şirketine yaptırılan “Türkiye Bilgisayar Kullanım ve Tutum Araştırması”nın sonuçları, 13 Kasım tarihinde gerçekleştirilen toplantıda kamuoyu ile paylaşıldı. Türkiye’de bu alandaki en güncel verilere dayanan çalışma olma özelliğini taşıyan araştırmanın sonuçları, Prof. Dr. Nilüfer Narlı ve Prof. Dr. Kerem Alkin tarafından da sosyolojik ve ekonomik yönleriyle değerlendirildi.

“Eğitim şart, eğlence gerekli”

“Türkiye Bilgisayar Kullanım ve Tutum Araştırması”nın ortaya koyduğu çarpıcı sonuçlardan biri, bilgisayarın kullanım amaçları arasında eğitim ve öğretimin, kullanıcı olmayanlar arasında kullananlara göre daha öncelikli olarak konumlandırılıyor olması.

Araştırmada çeşitli etkinlikleri ne sıklıkta gerçekleştirdikleri sorulan kullanıcıların yüzde 40’ı “müzik dinlediğini, indirdiğini, satın aldığını” belirtirken, ikinci sırada “e-posta okumak ve göndermek”, üçüncü sırada “web sitelerinde dolaşmak”, dördüncü sırada ise “chat yapmak” yer alıyor.
Bilgisayar kullanıcısı olmayan kişiler ise bir gün bilgisayar kullanacak olurlarsa eğitim ve öğretimi de (59,7%)  müzik (61%) ve fotoğraf/video (62,4%) amaçlı kullanım kadar önemsediklerini dile getirmiş.

Bilgisayar kullanımında “kadının adı yok”

“Türkiye Bilgisayar Kullanım ve Tutum Araştırması” sonuçlarına göre, son bir ay içerisinde bilgisayar kullanma oranı erkekler arasında yüzde 85 iken, bu oran kadınlar arasında yüzde 58 düzeyinde kalıyor. Başka bir deyişle bilgisayar kullanan her kadına karşılık 1,5 erkek kullanıcı bulunuyor.

Araştırmanın ortaya koyduğu söz konusu değerlerin önemli bir soruna işaret ettiğine dikkat çeken Intel Türkiye Genel Müdürü Çiğdem Ertem, görüşlerini şu sözlerle açıkladı: “Bu veriler, ülkemizde kadınla erkek arasında bilgisayar kullanımı konusundaki erişim olanakları ve farkındalık sorununu ortaya koymak açısından son derece önemli. Aynı zamanda çıkan yüzdeler, toplumun genelinin yanı sıra, özellikle kadınların bilgisayar okuryazarlığı, kullanımı ve bilişimin diğer unsurlarından sağlayabilecekleri faydalar konusunda hem bilinçlendirilmesi ve cesaretlendirilmesi hem de gerekli imkanların oluşturulması doğrultusundaki ihtiyacı net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu sonuçlar da bize Intel olarak 2005 yılından beri hayata geçirdiğimiz, teknolojiye ve bilişime en uzak kesim olarak görülen kadınlarımıza bilgisayar ve İnternet’in faydalarını anlatmaya çalıştığımız “Kadın ve Bilişim Platformu” projemizle ne kadar doğru bir alana odaklandığımızı gösteriyor. Intel olarak bilişim teknolojilerinin Türkiye’nin neresinde yaşıyor, hangi yaştan ve cinsiyetten olursa olsun tüm bireylere sağlayacağı fırsat eşitliğine dikkat çekmeye bundan sonra da devam edeceğiz. Bu araştırma sonuçlarının paylaşılmasının ardından bilgisayar ve İnternet kullanımı konusunda karşılaşılan engellerin azalarak ortadan kalkacağı bir döneme girmiş olmayı umut ediyoruz” dedi.

Intel “elini taşın altına koymayı” sürdürecek

Bilgisayar kullanımının toplumsal ve bireysel hayatın her alanında sayısız olanaklar sağladığını ve kullanım alanlarındaki çeşitliliğin sevindirici olduğunu belirten Çiğdem Ertem, kullanıcı kesim arasında eğitim-öğretim ile bankacılık gibi hizmetlerin öncelikli olarak anılmamasının bu alanda bir bilinçlendirme eksikliği olduğu anlamına geldiğini söyledi.

Intel’in Türkiye’de yürüttüğü Intel Öğretmen Programı, Intel Öğrenci Programı, bu programın İnternet eğitim sitesi Skoool ve Intel sponsorluğunda yürütülen Uluslararası Bilim ve Mühendislik Şenliği’ne (ISEF) katılım gibi eğitimi destekleyici projelere dikkat çeken Ertem, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen ve Intel olarak da destek verdiğimiz çalışmalar kapsamında, okullarımızda araştırmaya yönelik eğitim anlayışının hızla oturmaya başladığını; yeni kuşakların sorgulayan, araştıran ve sonuç üreten bireyler olarak yetişme sürecinde bilgisayar kullanımı dahil tüm yöntem ve araçlardan faydalanma konusundaki istekliliğini yakından gözleme olanağı buluyoruz. Eminim ki, bu araştırma 5 yıl sonra tekrarlanacak olursa, çok daha farklı sonuçlar elde etmemiz sürpriz olmayacak.”

Uzman görüşü

Türkiye Bilgisayar Kullanım ve Tutum Araştırması’nı sosyolojik açıdan değerlendiren  Prof. Dr. Nilüfer Narlı, bilgisayar kullanımına ve algılara  ilişkin verilere duyulan ihtiyacın giderek arttığını ve Intel’in araştırmasının bu yönüyle önemli bir ihtiyaca cevap verdiğini belirtti.

Narlı, “Bu araştırma verilerinin de ortaya koyduğu gibi kadınlar, 30 yaş üstündekiler ve düşük sosyo-ekonomik statü grubundakiler bilgisayara ve internete erişimde ve kullanımda dezavantajlı konumdadır. Özellikle Güneydoğu ve Karadeniz illerindeki genç kızlara bilgisayar eğitimin ulaştırılması için gerekli çabalar, kalkınma ve sosyal cinsiyet uçurumun kapatılması için özel önem arz ediyor” yorumunda bulundu. Narlı ayrıca, bilgisayar/internet okuryazarlığı eğitimi konusunda kamu, özel sektör, sivil toplum örgütlerinin işbirliğinin teşvik edilmesi gerektiğini, yerel yönetimler ve üniversitelerin bu ortaklığın temel direkleri olduğunu belirtti.

Araştırma sonuçlarını ekonomik açıdan yorumlayan Prof. Dr. Kerem Alkin, Türkiye’nin G20 ülkeleri arasında olması gereken noktadan çok daha geride kaldığını, bu durumun değişmesi için demir-çelik ve tekstil gibi sektörlerden daha teknolojik ve yüksek katma değerli alanlara yönelmek gerektiğine dikkat çekti. Türkiye’nin artık bir saniye gecikmeye dahi tahammülü olmadığını dile getiren Alkin, “bu atılımı bir an önce yapmazsak dahil olmaktan gurur duyduğumuz G20 ülkelerinden biri olarak kalmamız imkansız hale gelecektir” dedi.

Intel “Türkiye Bilgisayar Kullanım ve Tutum Araştırması” Hakkında
Temmuz-Ağustos 2009 döneminde Türkiye’deki 16 yaş ve üzeri kentsel nüfusunun bilgisayarla ilişkisini saptamak ve bilgisayar kullanımına ilişkin bulgular elde etmek amacıyla gerçekleştirilen araştırmada, Türkiye genelinde tüm gelişmişlik düzeyindeki ilçeler kapsandı ve analiz aşamasında nüfusa orantılı ağırlıklandırma yapıldı. Araştırma kapsamında Türkiye genelinde 28 il, 55 ilçe merkezi ve 113 mahallede A, B, C ve D sosyo-ekonomik statü gruplarından 1134 kişiyle yüz yüze görüşmeler gerçekleştirildi.

Popularity: 4% [?]

Paylaşım Sitelerine Ekle:
  • Print
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay

En Favori Hibrid Otomobili Prius Türkiye’ye geliyor

09 Kasım 2009 Yazan Redworld

Dünyanın En Favori Hibrid Otomobili Prius Türkiye’nin de Favorisi Olmaya Geliyor.

Çevreci Hibrid teknolojisinin tartışmasız referans noktası ve dünyanın en çok satan hibrid otomobili Toyota Prius, Kasım ayı ortasında pazara sunulacak yenilenen 3. jenerasyonu ile dünyada olduğu gibi Türkiye’nin de favori aracı olmaya hazırlanıyor. Elegant ve Premium olmak üzere iki donanım versiyonu bulunan ve 7 farklı renk seçeneği ile pazara sunulacak Prius ileri teknoloji ve donanım özellikleri ile farkyaratıyor.
www.veteknoloji.com
1997-2009 yılları arasında toplam 1 milyon 429 bin üzerinde satış adedine ulaşan Eko-İkon Prius, çevreci hibrid teknolojisini Türk halkıyla buluşturuyor. Yüksek performans ve konfor özellikleri ile sürüş rahatlığı sağlayan Prius, düşük yakıt tüketimi, düşük karbondioksit salım değerleri ve çevreci tam hibrid teknolojisi ile de dikkatleri üzerinde topluyor.

- Prius’ta bulunan Hybrid Synergy Drive®  teknoloji tam hibrid özelliği taşıyan tek sistem
- Hibrid sistem gücü 136 PS
- Birleşik yakıt tüketimi sadece 3.9l/100km
- Karbondioksit salımı sadece 89g/km
- Yeni 1.8lt VVT-i Atkinson Cycle benzinli motoru
- 1150 km menzil
- 3 farklı sürüş modu: EV (sadece elektrik), ECO ve POWER
- Dünyanın ilk ekolojik plastiği kullanıldı
- Sürtünme katsayısı sadece Cd 0.25
- Kanıtlanmış Toyota kalitesi ve 12 yıllık hibrid deneyimi

www.veteknoloji.com
3. nesil Yeni Prius, Türkiye’nin de çevre ikonu olacak.

Yeni Toyota Prius geliştirilirken, tasarım aşamasından,üretim, kullanım,imha ve geri dönüşümüne kadar çevre üzerindeki etkisini en aza indirgemek ve CO2 salımını minimize etmek için her aşamada Ürün Yaşam Döngüsü Düşüncesi ve Ürün Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (Life Cycle Thinking and Life Cycle Assessment – LCA) uygulandı.
www.veteknoloji.com
Toyota Prius, karbondioksit salımı 1990-2006 yılları arasında % 51 oranında düşürülen çevreci Tsutsumi fabrikasında üretildi. Yeni nesil Prius’ta kullanılan ve bitkilerden üretilen ekolojik plastik ile ürün yaşam döngüsünde yaklaşık % 20 oranında karbondioksit salımı tasarrufu sağlanıyor.

Yeni Prius, sınıfındaki benzer bir benzinli ya da dizel araçla kıyaslandığında hayat döngü değerlendirmesinde CO2 salımını %37 azaltıyor. (150.000 km toplam araç kilometresini baz alarak)Yine yaşam döngüsü sürecinde Prius benzer bir dizel araca göre NOx salımını %47 oranında azaltıyor.

Satılan her bir yeni Prius senede 1 ton CO2 salımının azalmasını sağlıyor
Prius, üç farklı sürüş modu sunuyor.. 50 km/saat’e varan hızlarda EV modunda, sadece elektrik motorunun gücüyle hareket edebilen Prius, karbondioksit ve NOx salım seviyesini 0’a indirirken, ultra sessiz sürüş sunuyor. ECO modunda ise ekstra yakıt tasarrufu sağlanabiliyor. POWER modunda ise daha yüksek performans içnin güç maksiumum seviyeye çıkarılıyor. Prius’ta bulunan Eko-sürüş monitörü ile sürüş sırasındaki yakıt tüketimini kontrol etmek ve tasarrufu artırmak da mümkün.

Doğa tarafından şekillendirilmiş, sınıfının en iyi aerodinamik performansını sunan kusursuz bir tasarım: D segmentinde bir Eko-ikon

“Dış mekan minimum, iç mekan maksimum felsefesi” ile tasarlanan Yeni Prius’un uzunluğu 4460 mm, genişliği 1745 mm ve yüksekliği 1490mm.Prius’un üstün aerodinamik tasarımı 0.25 cd gibi çok düşük bir sürtünme katsayısı ile sıradışı yakıt ekonomisi, sessiz sürüş ve dinamik performans sunuyor.

Prius’ta standart olarak sunulan gösterge panelinin üst kısmında yer alan head-up display (ön cama yansıtılan gösterge), dünyada bir ilk olan direksiyon düğmeleri dokunmatik takip sistemi ve ana gösterge tablosu, araçla ilgili bilgileri tam göz hizasında verirken, sürücünün gözünü yoldan ayırmadan tüm göstergeleri okuyabilmesini ve tüm kontrol düğmelerine kolayca ulaşabilmesini mümkün kılıyor. Premium versiyonda arka görüş kamerası ve sensörler ile çalışan akıllı park sistemi sayesinde ise park ederken tek yapmanız gereken, aracınızın hızını ayarlamak ve tüm manevraları sistemin kendi başına yapmasını izlemek! Bluetooth ve kablosuz cep telefonu bağlantısınınn da sunulduğu iç donanım özelliklerinin yanısıra premum versiyonda otomatik yanan LED farlar konfor özelliklerini bir üst seviyeye taşıyor.

Çevre ikonu Prius’un yeni neslinin 80 ülkede satışa sunulması planlanıyor.

İleri teknoloji özellikleri dikkat çeken Prius, güvenlik özellikleri ile de çok iddialı…

2009 Euro NCAP güvenlik testlerinde 5 yıldız alan Toyota Prius, geliştirilmiş aktif ve pasif güvenlik özelliklerine; sert ve darbe emici bir gövdeye, perde ve diz hava yastıkları olmak üzere toplam 7 hava yastığı ve önde aktif kafalıklara sahip. Fren Asistanı (BA), Elektronik Çekiş Kontrolü (TRC) ve Direksiyon Destekli Araç Stabilite Kontrolü (VSC+) sunuluyor.

Sahip olduğu çevreci teknoloji, güvenlik ve donanım özellikleri ile dikkati çeken Prius, özellikle çevreye karşı sorumlu ve stil sahibi sürücülerin dikkatini çekecek.

Kasım ortasından itibaren Toyota Plazalar’da yerini alacak Prius’un Elegant versiyonu 41.800€ ve Premium versiyonu 49.300€ anahtar teslim fiyatıyla satışa sunulacak.

Popularity: unranked [?]

Paylaşım Sitelerine Ekle:
  • Print
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay

HTC Hero Türkiye’ye geliyor

08 Kasım 2009 Yazan Redworld

HTC’nin Ödüllü Kahramanı Hero Türkiye’ye geliyor…

Dünyanın kişiselleştirilmiş kullanıcı arayüzüne sahip ilk Android tabanlı telefonu HTC Hero, Aralık ayı itibariyle Türkiye’de satışa sunulacak. Telefon kullanımını çok daha kolay ve doğal hale getiren HTC Sense™  teknolojisine sahip HTC Hero, sevdiklerinize ulaşmanız ve önemli bilgilerinize erişmeniz için çok daha doğal bir yol sunuyor.
www.veteknoloji.com
HTC’nin tüm dünyada büyük beğeni kazanan, T3 ve Stuff gibi önde gelen uluslararası teknoloji dergileri tarafından yılın ürünü olarak ödüllendirilen göz alıcı akıllı telefonu HTC Hero Aralık ayı başında, Türkiye’de KVK distribütörlüğünde satışa sunulacak. Sezgisel ve kesintisiz bir iletişim deneyimi sunan HTC SenseTM teknolojisi ve benzersiz tasarımı ile HTC Hero, Android işletim sistemini bir adım öteye taşıyor.
www.veteknoloji.com
HTC Hero,  eğime sahip açılı köşeleri ve açılı alt bölümü ile elinize tam oturacak ve konuşma sırasında yüzünüze tam uyum sağlayacak şekilde tasarlandı. Kirlenmeyi önlemek, daha uzun ömürlü ve parlak olmasını sağlamak için ekranı parmak izi yapmayan özel bir kaplamayla giydirilen HTC Hero; özel beyaz rengi, sektörde bir ilk olan Teflon kaplaması ile gelişmiş, sağlam ve dokunuşu keyifli bir telefon olarak dikkat çekiyor.
www.veteknoloji.com
3.2 inç HVGA ekrana sahip olan cihaz internet, multimedya ve diğer içerikler için özel olarak geliştirildi. Küçük ölçüleri ve hafifliği ile kullanıcının eline rahatça oturan cihazın donanım özellikleri arasında GPS, dijital pusula, ağırlık sensörü, 3.5 mm stereo kulaklık çıkışı, 5 megapiksel otomatik odaklı kamera ve genişletilebilir MicroSD hafıza da yer alıyor. Cihazın arama tuşu sayesinde klasik arama yapmanın ötesine geçerek daha doğal ve bağlamsal arama yapabiliyor, Twitter’da ya da cihaz içinde aradıklarınızı ve posta kutunuzdaki e-postaları kolaylıkla bulabiliyor, listenizdeki kişilerin yerlerini belirleyebiliyorsunuz.

HTC Sense
HTC’nin ilk defa HTC Hero ile duyurduğu; yenilik, tasarım ve kullanım rahatlığı ile kullanıcıların hayatını iyileştirmek amacıyla geliştirilen HTC Sense teknolojisi, mobil deneyimi kişileri odak noktası alarak geliştiriyor. HTC Hero ile başlayan ve sonrasında pazara sunulan tüm yeni HTC cihazlarında bulunan bu teknoloji, üç temel prensip üzerine kurulu: “Benim Olsun” (Make It Mine), “Yakınımda Kal” (Stay Close) ve “Beklenmeyeni Keşfet” (Discover the Unexpected).

“Benim Olsun” (Make It Mine)
“Benim Olsun” prensibi, HTC telefonunuzun sizin için ve sizin tarafınızdan yaratıldığını hissetmenizi sağlıyor. Bunun için HTC sizi, hayatınızda ulaşmak istediğiniz kişileri ve içeriği size en uygun olacak şekilde organize etmeye teşvik ediyor. Bazıları için bu Twitter feed’leri, hava durumu ve diğer içeriğin ekrana taşınmasını sağlayan göz atma araçları eklemek iken, bazı kullanıcılar takvim, e-posta ve dünya saatleri gibi iş odaklı bilgiye hızlı erişim tercih edebiliyor. HTC’nin yine yeni duyurduğu “scenes” adlı profil özelliği de hayatınızdaki belirli fonksiyonlar ya da zamanlar etrafında size farklı kişiselleştirilmiş içerik profilleri yaratma olanağı tanıyor.

“Yakınımda Kal” (Stay Close)
Günümüzde hayatımızdaki kişilerle iletişimde olmak; telefon aramalarından e-posta, kısa mesaj, fotoğraf, durum güncellemeleri ve daha fazlasını içeren çeşitli iletişim kanallarını ve uygulamaları yönetmek anlamına geliyor. HTC Sense, bu iletişim kanallarını ve uygulamaları tek bir görüntü atında gösteren yaklaşımı sayesinde, sizin için önemli olan kişilere daha yakın olmanızı sağlıyor. E-posta alıp gönderdiğiniz bir anda, arama tuşuna basarak kolayca telefon görüşmesine geçiş yapabiliyorsunuz. HTC ayrıca, Twitter uygulamasının yeni Windows tabanlı versiyonu HTC Peep’i de içeriyor. 5 megapiksel kamera ile çektiğiniz fotoğrafları Facebook veya Twitter üzerinden kolaylıkla paylaşabiliyorsunuz. HTC Sense ile arkadaşlarınızın metin mesajlarının, e-postalarının ve arama tarihçelerinin yanı sıra Facebook durum güncellemeleri ve fotoğrafları ile Flickr fotoğraflarını da tek bir pencerede görebiliyorsunuz.

“Beklenmeyeni Keşfet” (Discover the Unexpected)
Hayatınızdaki hatırlamaya değer anların çoğu, anlatılmaz, yaşanır. HTC Sense, basit ama yenilikçi özellikleri zaman zaman mutluluk ve heyecan verecek olan HTC telefonunuz üzerinde sunmayı amaçlıyor. Bu özellikler arasında telefonunuzu çalarken ters çevirdiğinizde sessiz moda geçmesi ya da aramaları daha hızlı yapabilmeniz için gelişmiş akıllı arama gibi özellikler bulunuyor. HTC Sense aynı zamanda e-posta, fotoğraflar, Twitter, müzik ve diğer içeriği değişik şekillerde görüntülemenizi sağlayan “Perspektifler” adlı yeni bir araç da sunuyor.

Popularity: unranked [?]

Paylaşım Sitelerine Ekle:
  • Print
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay

Türkiye CERN’de kaybediyor

08 Kasım 2009 Yazan Redworld

Türkiye CERN’de 50 milyon dolar ödemiyor, milyar dolar kaybediyor.

Cern’de görevli Doç. Dr. Kerem Cankoçak, Türkiye’nin CERN’e üye olması halinde ödemesi gereken yıllık 50 milyon doları fazla bulmasını eleştirdi. Cankoçak, “Yetkililer ‘3 vereceğiz 5 almalıyız’ diyor. Bilimde bugün 3 verip yarın 5 alamazsın ama bilime yatırım yapan ülkeler dünyanın en zengin ülkeleri oldu” dedi.

İSTANBUL Teknik Üniversitesi (İTÜ) adına Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nde (CERN) görevli biliminsanı Doç. Dr. Kerem Cankoçak Türkiye’nin CERN’e üye olması halinde ödemesi gereken yıllık 50 milyon doları fazla bulmasını eleştirdi. Doç. Dr. Kerem Cankoçak, küresel cirosu yaklaşık 1.8 milyar dolar olan ve 2009-2010 faaliyetleri için Türkiye’yi hedef ülke belirleyen Teradata’nın “Bilgi Teknolojileri ve Evrim” başlıklı etkinliğine katılmak için Türkiye’ye geldi. TÜBİTAK yetkililerinin CERN’i ziyaret ettiğinde “50 milyon dolar verilecek peki faydası ne olacak” diye sorduğunu anlatan Doç. Dr. Kerem Cankoçak şöyle konuştu: “3 vereceğiz 5 almak isteriz diyorlar. Bu iş öyle değil. Türkiye’de kullanılan her alet, ses kayıt cihazından bilgisayara dışarıdan alınıyor. Oysa bu insanlar yüzlerce yıl bilime yatırım yaptılar, şimdi onun nimetlerini yiyorlar. Şu anda elektronik çağda yaşıyoruz diyoruz. Elektron 1897’de keşfedildi. Keşfedildiğinde kimse bir elektronik çağda yaşayacağımızı bilmiyordu. Bilime yatırdığımız paranın ileride nasıl döneceğini şimdiden kestiremeyiz. Bugünden yarına bir iş değil. Temel bilimde bugün 3 verip yarın 5 alamazsınız. Ama uzun vadeli yatırımdır ve bilime yatırım yapan ülkeler bugün en zengin ülkeler.”

CERN’e üye olursak

Doç. Cankoçak, günlük hayatta kullanılan birçok şeyin bilimsel araştırmalar sırasında keşfedildiğini belirterek, “En güzel örnek röntgen ışınlarıdır. X ışınları günümüzden 100 yıl önce keşfedildi. Günlük hayatta karşılaştığımız bütün dedektörler, asansörler, otomatik kapıların açılıp kapanması, telekomünikasyon çalışmaları yine temel bilimsel araştırmalardan çıkıyor. CERN’e üyelik bu teknolojilerin Türkiye’ye getirilmesine yol açacak” dedi. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) ve bazı hükümet yetkililerinin CERN’e üyelik durumunda yılda 50 milyon dolar ödemekten bahsettiğini hatırlatan Doç. Dr. Cankoçak, “Bu 50 milyon doların ilk 5 yıl boyunca kademeli olarak büyük kısmı Türkiye’de harcanacak. Hatta ilk yıl neredeyse tamamı Türkiye’de harcanacak. Laboratuvarlar kurulacak, para Türkiye’deki parçacık fizikçilerine aktarılacak” dedi.

Hızlandırıcı teknolojiye fayda sağlar

GELİŞMİŞ ülkelerde Ar-Ge için kullanan hızlandırıcıların ekonomiye ve teknolojiye büyük faydalar sağladığını anlatan Doç. Dr. Kerem Cankoçak, özellikle nano-biyo-teknolojiler gelişmiş lazer sistemleri gerektirdiği için, bu tür merkezlerin (ABD’deki Stanford Universitesi Doğrusal Hızlandırıcı Merkezi, Almanya’daki Alman Sinkrotron Merkezi, Cenevre’deki CERN gibi) yeni buluşlar ve teknolojiler için şart olduğunu vurguladı. Anahtar teslimi bir hızlandırıcının tıpkı otomotiv sanayiindeki gibi yabancı patentli yerli araba gibi tuhaf bir duruma döneceğini savunan Doç. Dr. Cankoçak, “Bu durum Turkiye’deki teknolojiye, AR-GE çalışmalarına hiç bir kazanç sağlamaz. Zaten anahtar teslim bir hızlandırıcıyı çalıştıramayız. Çünkü elimizde yeterli sayıda yetişmiş eleman yok” diye konuştu.

Hiçbir ülke kendi başına CERN kuramaz

“TÜRKİYE kendi CERN’ini kuruyor” haberlerini de eleştiren Doç. Dr. Kerem Cankoçak, “Hiçbir ülke kendi CERN’ini kuramaz. Çünkü CERN uluslararası bir kuruluş. Hem ekonomik olarak hem de beyin gücü olarak hiçbir ülke bunun altından kalkamaz” dedi. Türkiye’de planlanan iki girişim olduğunu söyleyen Doç. Dr. Cankoçak, “Birinci girişim TAEK’in küçük hızlandırıcı projesi. Tıpta kullanılan radyo nükleiti üretmek istiyorlar. Yurtdışından her yıl milyonlarca dolar radyo nükleitlerin ithalatı için gider. TAEK 12-15 milyon dolar civarında bir para ayırdı. Diğer proje de Türk Hızlandırıcı Merkezi. Ancak burası Türkiye’nin CERN’i değil. Bunlar küçük deneyler yapmak için ya da bazı maddelerin radyasyona dayanıklılığını ölçmek için ya da bir lazer ışını elde edip o lazer ışınıyla hem tıpta hem de fizikte birtakım deneyler yapmak için bunlar küçük labaratuvarlar” dedi.

Popularity: unranked [?]

Paylaşım Sitelerine Ekle:
  • Print
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay

Verimax Sage ile Türkiye’de

05 Kasım 2009 Yazan Redworld

Verimax, Sage ile Türkiye CRM Pazarında İddialı.

Sage Orta Doğu Direktörü Vikram Suri: “Türkiye pazarı krizden sonra en çabuk ayağa kalkan “pazar”…

Dünyanın en büyük iş üretim yazılım şirketlerinden Sage CRM, Türkiye pazarına giriş yaptı. Verimax güvencesi ve desteği ile firmalarla buluşan Sage, yeniliklerini, pazara dair görüşlerini ve çözümlerini basın toplantısı ile duyurdu. Sage Orta Doğu Direktörü Vikram Suri toplantıda: “Türkiye pazarı krizden sonra en çabuk ayağa kalkan pazarların başında geliyor. Bizler Sage Orta Doğu ofisi olarak bunu bir fırsat olarak algıladık ve kanal yapısı çok güçlü olan Verimax ile iş ortaklığına gitme kararı aldık” dedi.
www.veteknoloji.com
Dünyanın en büyük kullanıcı kitlelerinden birine sahip Sage CRM Türkiye pazarına giriş yaptı. Sadece Kuzey Amerika’da 2.9 milyon KOBİ’nin kullandığı Sage çözümleri, birçok farklı sektöre hitap eden bir yapıya sahip. Dünyada milyarlarca dolar büyüklüğe ulaşan CRM pazarı, ekonomik krizle yükselişe geçti. Türkiye’ye sadece CRM ürünleri ile giriş yapan Sage Group’un, önümüzdeki dönemde Türkiye’deki CRM pazarını hareketlendirmesi bekleniyor. Sage CRM, Türkiye pazarına iş yönetimi yazılımlarına odaklı Verimax ile girerek bu fırsatı değerlendirmeyi hedefliyor.

Günümüzde yaşanan ekonomik kriz, dünyadaki birçok firmaya yaş eğrileri süresince gördükleri en zor koşulları yaşatıyor. Buna rağmen çabuk karar verebilen ve değişebilen KOBİ’ler, sadece bu krizi atlatmakla kalmıyor, bu dönemde ve uzun vadede karlı çıkıyor. Bunu yaratıcı fikirleri hayata geçirerek ve iş uygulamalarını hızlandırarak gerçekleştiren firmalar, doğru araçlar ve süreçlerle işlerini daha ileriye taşıyor. Sage, işte bu ve bunun gibi KOBİ’lere çözümlerini sunuyor ve yöneticilere firmalarının nasıl daha da başarılı sonuçlar ortaya çıkartabileceklerini gösteriyor.

Türkiye pazarı KOBİ cenneti

Sage kariyeri öncesinde Symantec, Microsoft gibi birçok firmada yöneticilik görevi de yapmış olan Sage Orta Doğu Direktörü Vikram Suri 4 Kasım tarihinde gerçekleştirilen toplantıda Sage CRM ile Verimax’ın iş ortaklığı hakkında konuştu. Suri, konu hakkında yaptığı açıklamada şunları belirtti, “Türkiye pazarı krizden sonra en çabuk ayağa kalkan pazarların başında geliyor. Bizler Sage CRM Orta Doğu ofisi olarak bunu bir fırsat olarak algıladık ve kanal yapısı çok güçlü olan Verimax ile iş ortaklığına gitme kararı aldık. Özellikle KOBİ’lerin ihtiyacı olduğunu düşündüğümüz bu çözümler hakkında daha fazla bilgi vermek üzere burada toplandık. Birçok açıdan büyük firmalarla aynı ihtiyaçlara sahip bu firmalar, CRM çözümlerimizle beraber krizden çıktığımız bu dönemi fırsata çevirme olanağına sahipler.”

Toplantıda konuşma yapan Verimax Genel Müdürü Ahmet Parlakbilek ise: “Bu birliktelik Türkiye CRM pazarını hareketlendirecek. Amerika’da ve tüm dünyada milyonlarca kullanıcıya sahip Sage CRM ürünlerinin ülkemiz koşulları için çok uygun olduğunu düşünüyoruz. Bizler yıllara dayanan CRM çözümleri ve Türkiye pazarı tecrübemizi Sage CRM ürün ailesiyle birleştirip KOBİ’lerin müşteri ilişkilerinde çağ atlamasını hedefliyoruz. Onlara, dünyanın en iyi ürünlerini Türkiye’de alışık oldukları kanal ve servis kalitesiyle alma seçeneği sunuyoruz.  Özellikle içinden geçtiğimiz kriz ortamında firmaların daha dikkatli olması gerekiyor. Devir verimlilik devri ve hiçbir işletme müşterisini ihmal ederek bu süreçten başarılı çıkamaz. Sage CRM ürünleri firmaların bu değişen ve zor koşullara ayak uydurmalarını sağlıyor. Değişik bakış açıları geliştiren firmalar, bunun gibi doğru araçlarla büyümeyi başaran bir yapıya bürünebiliyor” dedi.

Krizden çıkış başladı

Birçok araştırma firması krizin en kötü zamanının geçtiğini, dibe vurulduğunu ve buradan sonra yukarıya doğru bir gidiş olacağını ifade ediyor. Bu durumda firmalar, özellikle de KOBİ’ler çok daha fazla çalışmalı ve kârı yakalayabilmek için daha fazla çaba harcamalı. Analistlerin yaptığı açıklamalara göre firmaların en büyük yaptığı yanlış, değişen piyasa koşullarına ve müşterilerin isteklerine ayak uyduramamak olarak öne çıkıyor. Önceki yıllara ait olan planların ortadan kaldırılıp yerine yeni planların, yeni iş süreçlerinin gelmesi gerekiyor. Sage gibi firmaların sunduğu çözümler tam olarak burada devreye giriyor. CRM çözümleri firmaların yapılarını çabuk ve optimum bir biçimde değiştirmelerine olanak sağlıyor.

Sage CRM’in Farklılıkları ve Faydaları

Sage CRM, tamamiyle web tabanlı bir çözüm olarak sunuluyor. Kullanıcılar kendi isim ve parolalalarını yazarak sisteme giriş yapıyor ve burada kendilerine sunulan haklar doğrultusunda işlerini takip edebiliyor. Satış ekibi gibi her zaman masa başında bulunmayan çalışanlar için Sage’in sunduğu bir diğer çözüm ise mobil cihazlar olarak öne çıkıyor. Kurum çalışanları anında cep telefonlarından işlerini sürdürebiliyor. Ayrıca internetin bulunmadığı alanlarda offline çalışma olanağı da sağlayan uygulamalar, internet bağlantısı kurulur kurulmaz gerekli senkronizasyon işlemlerini gerçekleştiriyor.

Sage CRM çözümlerinin entegrasyon özellikleri de diğer alternatiflere göre farklılık yaratıyor. Sistem, kurumun bu çözüm öncesinde kullandığı diğer uygulamalarla beraber çalışabiliyor, buradaki bilgiler CRM üzerinden kullanılabiliyor veya kontrol edilebiliyor. CRM çözümü, herhangi bir ek uygulama geliştirmeye gerek bırakmadan bütün bu özellikleri gerçekleştirebiliyor. Aynı zamanda kurumsal kullanıcılar elektronik posta trafiklerini Sage CRM ürünleri üzerinden müşteri bazında takip edebiliyor. Daha önce gönderilen elektronik posta arşivine ulaşabiliyor, buradaki verileri ve dosyaları kullanabiliyor.

Firmanın yazılım çözümleri, yöneticilere satışların doğru bir analizini sunarak trendlerin nereye doğru gittiğine dair fikir veriyor. Özellikle kriz zamanlarında bunun gibi analizler kritik önem taşıyor. Yöneticiler her an, satışların değiştiği yön, hacim ve bütçeler hakkında bilgilendiriliyor. Satış ekiplerinin de işine yarayan bu yazılımlar gereksiz kağıt işlerini de ortadan kaldırıyor. Kolay kullanımı sayesinde uzun süren eğitimler gerektirmeden uzmanlaşılabilen Sage CRM ürünleri, satış elemanlarına uzaktan erişim ile bilgi verebiliyor. İş yapan firmalara her noktada yardımı dokunan bu uygulamalar, yanlış kararlar verilmesini de engelliyor.

Sage CRM, özellikle kriz zamanlarında küçültülen ya da tamamen ortadan kaldırılan pazarlama departmanlarına da yardımcı olarak, yöneticilere markanın devamı ve yatırımın geri dönüşü için gereken bilgileri veriyor. İnterneti daha efektif kullanmayı sağlayan bu yazılımlar, firmalardaki israfı da önlüyor. Ayrıca yine pazarlama departmanlarının her adımlarının doğru hesaplanması sonucu, yöneticiler düzenlenen kampanyaları daha rahat takip edebiliyor.

Bunun yanısıra firmanın mevcut müşteri tabanının üst seviye hizmet memnuniyetini sağlamak için gerekli şikayet yönetimi sistemi de yine Sage CRM ile birlikte geliyor. Esnek bir iş akışı sistemi ile entegre edilebilen bu yapı, müşteri veya bayilerin kendi şikayetleri ile ilgili durumu internet üzerinden anlık takip edebilmesine de olanak sağlıyor.

Özetlemek gerekirse Sage CRM ürün ailesi KOBİ’ler için tam bir çözüm. İçinde sadece pazarlama ya da satış yönetimi ile sınırlı kalmayan bu ürünler, Verimax güvencesi ile yurt çapına dağılmış yetkin çözüm ortakları desteği ile Türkçe olarak pazara sunuluyor.

Rakamlarla Sage CRM

- CRM pazarı tüm dünyada katlanarak artan bir yapıya sahiptir. Pazarın büyüklüğü 2006 yılında 3.6 milyar dolar civarında belirlenirken, 2012 yılında bu rakamın 6.6 milyar dolara ulaşması öngörülüyor.
- Ünlü bir araştırma firması olan KensingtonHouse raporuna göre faaliyet gösteren firmaların yüzde 38’i ya bir CRM uygulaması gerçekleştiriyor, ya güncelliyor, ya da projelendiriyor.
- 2012 yılında 1000 çalışanın altındaki firmaların oluşturduğu CRM pazarı, toplam pazarın yüzde 42’sini oluşturacak.
- Sage CRM ürünleri hedefini KOBİ’lere yöneltmiştir. Genel olarak incelendiğinde bu pazarın 20 – 99 kişi arasında yer alan küçük ölçekli firmalardan ve 100 – 3499 arasında çalışanı bulunan orta ölçekli şirketlerden meydana geldiği söylenebilir.
- Sage CRM’in dünya çapında 6300’ün üzerinde müşterisi bulunmaktadır. Son 12 ayda 2300 yeni müşteri elde eden firma, 1300 kişilik uygulamalar gerçekleştirmiştir.
- Firma 2007 yılından bu yana yüzde 58 büyümüştür. Bu büyüme giderek daha fazla firmanın bu konuda yatırım yaptığının bir göstergesidir.
- Gelişen ekonomik koşullarda Sage CRM’in ERP uygulamalarıyla gerçekleştirdiği entegrasyon kurumların bu alanda yeni alternatifler keşfetmesine neden oluyor.
- Özellikle internet tabanlı bir yapıya sahip olan Sage CRM, rakipleri karşısında bu özelliği ile büyük avantaj elde ediyor.

Popularity: unranked [?]

Paylaşım Sitelerine Ekle:
  • Print
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay

Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketi!

05 Kasım 2009 Yazan Redworld

Teknoloji Fast50 Türkiye 2009 Programı sonuçları açıklandı. Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketi: BIOTEKNO.

Deloitte Teknoloji Fast50 Türkiye 2009 Programı’nın sonuçları  İstanbul Four Seasons Hotel’de yapılan törende açıklandı. Türk Telekom’un ana sponsor olduğu, Türkiye’nin en hızlı büyüyen teknoloji şirketlerini belirlemeyi amaçlayan ve dördüncüsü düzenlenen programa yapılan başvuruların değerlendirilmesi sonucunda, son beş yılda %42416 oranında büyüme elde eden Biotekno birinci oldu. Bu yıl programa yeni bir kategori olarak eklenen ve Büyükler Ligi olarak adlandırılan Big Stars kategorisinde ise Aselsan birinci sırada yer aldı. Türk Telekom Teknoloji Ödülü ise bu yıl yine STM Savunma’nın oldu.
www.veteknoloji.com
Türkiye’nin teknoloji sektöründe son 5 yıl içinde en hızlı büyüyen şirketler belli oldu. Türk Telekom’un ana sponsor olduğu Deloitte Teknoloji Fast50 Türkiye 2009 Programı’nın sonuçları 4 Kasım 2009 tarihinde İstanbul Four Seasons Hotel’de düzenlenen törenle kamuoyuna açıklandı.

Deloitte Teknoloji Fast50 Türkiye 2009 Programı’nın birincisi son 5 yılda %42416 gibi çok yüksek bir büyüme performansı gösteren Biotekno oldu. Mobil iş çözümleri geliştiren Biotekno’yu, %39484 oranında büyüme ile Millenicom takip etti. Deloitte’un yaptığı değerlendirmede üçüncü sırayı ise %8192’lik büyüme oranıyla katma değerli dijital eğlence ürün ve hizmetlerde uzmanlaşan Cetech aldı.
www.veteknoloji.com
Deloitte Teknoloji Fast50 Türkiye 2009 Programı’nın ana sponsoru Türk Telekom tarafından verilen Türk Telekom Teknoloji Özel Ödülü’nü ise son üç yıldır üst üste programda yer almayı başaran firmalar arasında %1365 ile en hızlı büyümeyi gerçekleştiren STM Savunma aldı. Programa bu yıl yeni bir kategori olarak eklenen Big Stars kategorisinde ise birinciliği 2008 yılındaki  372.354.750 Euro’luk net satış geliri ve %90’lık büyüme oranı ile Aselsan elde etti.
www.veteknoloji.com
Deloitte Teknoloji Fast50 Türkiye 2009 Programı’nın sonuçları hakkında bir değerlendirme yapan Deloitte Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi ve Ortağı M. Sait Gözüm şunları söyledi:

“Bu yıl dördüncüsünü düzenlediğimiz ve katma değerleriyle öne çıkan şirketlerimizin başarılarını tanıtma olanağı bulduğumuz Teknoloji Fast50 programımız bu yıl bizlere birçok ilki tattırdı. Birincisi; Son 4 yıldır bu yarışmalarda gördüğümüz büyüme hızlarının bu yıl rekor seviyelere ulaştığını gördük. Şu ana kadar %42000’li büyüme hızlarına hiç erişmemiştik. İkincisi: Yaşanmakta olan kriz ortamına karşın programda bu yıl beş haneli büyüme oranları görüldü ve firmaların son beş senedeki büyümelerinin ortalaması %2720’yi buldu. Bu geçen senelere oranla %100’ün üzerinde bir artışı ifade ediyor. Bunlar çok önemli rakamlar ve bu yılki Fast500 EMEA sıralamasında Türk firmalarını ilk sıralarda görürsek hiç şaşırmayacağım. Üçüncüsü: Bu yıl ilk kez ”Big Stars” olarak adlandırdığımız kategorimizde 50 milyon euro ve üzeri  firmaların yer aldığı Büyükler Ligi’nde Aselsan, Multinet, Datateknik, Havelsan ve KoçNet gibi  isimlerin %90 ile %300‘ü aşkın büyüme başarısına imza atmış olmaları. Bunu, kurumsallaşmış yapının ve başarılı büyüme stratejilerinin bir sonucu olarak görüyor ve bu olgunun teknoloji şirketlerimizde artık gelenekselleşmeye başladığını mennuniyetle gözlediğimizi ifade etmek istiyorum. Ve en nihayet:  Son 3 yılın ard arda hızlı büyüme şampiyonuna  TürkTelekom tarafından verilen ödül bu yıl yine  STM Savunma’ya ait. STM Savunma bu başarısını sürdürülebilir yaratıcılığa ve kurumsallaşmasına borçlu. Tüm katılımcıları ve programda yer alan firmaları kutluyorum.”

İlk üç şirket

Deloitte Teknoloji Fast50 Türkiye 2009 birincisi Biotekno, 2003 yılından bu yana müşterilerine mobil iş çözümleri sunuyor. Firma kurulduğu yıl Türkiye’nin ikinci büyük mobil telekom operatörü Vodafone’un Kurumsal Çözüm İşortağı olurken, gösterdiği hızlı büyüme performansıyla çeşitli ödüllere konu oldu. Biotekno’nun JetKontör ürünü, Vodafone’a hizmet veren 11.500 satış noktasında tüketicilerin görüşme amaçlı kontör yüklemelerini sağlarken, şirketin diğer ürünü JetSMS, kullanıcıların hızlı, güvenli ve kolay bir şekilde kısa mesaj (SMS) göndermelerine imkan veriyor. Şirketin zengin teknoloji birikiminin ve gelişmiş uygulama geliştirme yetilerinin bir ürünü olan JetSMS platformu binlerce Vodafone abonesi arasında her türlü içeriğin gönderimini sağlarken, 7/24 destek sunuyor.

Teknoloji Fast50 Türkiye 2009 ikincisi Millenicom ise yüksek katma değerli iletişim hizmetleri vermek amacıyla kurulan firma aynı zamanda Avrupa genelinde de hizmet veriyor. Avrupa ülkelerinde saygın bir ünü olan iki markası Alovatan ve Mobi ile pazarda yerini alan Millenicom, 2004 yılından bu yana geniş bir müşteri tabanına ulaştı. A Tipi Uzak Mesafe Haberleşme Lisansı sahibi ve İnternet servis sağlayıcısı olan Millenicom, İnternet üzerinden ses iletimini (VoIP) baz alan iletişim hizmetleri ile hem kurumsal, hem bireysel tüketiciye sesleniyor. Türk Telekom ve mobil operatörlerle bağlantılı olarak çeşitli hizmetler sunan Millenicom, 1045 hizmetiyle kısa sürede 2 milyon kullanıcıya erişme başarısı gösterdi. Arama kartı pazarının da öncü firmalarından olan Millenicom, 2009 itibarıyla kendi altyapısı üzerinden Doping ADSL2+ hizmetini sunmaya başladı. Millenicom iletişim ağı üzerinden ayda 200 milyon dakikanın üzerinde görüşme yapılıyor.

Deloitte Teknoloji Fast50 Türkiye 2009 Programı’nda üçüncü sırada yer alan Cetech, bugün 10 milyon kullanıcısı ile dijital eğlence ürün ve hizmetleriyle telekom sektörünün önemli tedarikçilerinden biri haline geldi. 3G operatörleri ve cihazlar için geliştirdiği uygulamalarla mobil içerik, oyun, sosyal ağ ve bilgi servisleri sunan Cetech, Ringofon ve Cebin.de gibi başarılı servisleriyle ün yaptı. The Last War adını taşıyan oyun servisiyle de ilgi gören Cetech, Astrozena gibi bilgi servisleriyle de geniş bir kullanıcı kitlesi tarafından takip ediliyor.

2009’da yeni kategori: Big Stars

Büyükler Ligi olarak adlandırılan ve Big Stars adıyla başlatılan yeni ödül kategorisinde, 2008 mali yılı süresince gelirleri 50 milyon Euro ve üzeri olan şirketler son beş yıldaki büyüme  hızlarına göre kendi aralarında değerlendirildi. Diğer ödül kategorilerinde olduğu gibi Big Stars firmalarının da kendi geliştirdikleri teknolojilerin gelirlerine büyük bir katkı yapıyor olması ve AR-GE’ye ciddi oranda para ayırmaları önemli seçim kriterleri arasında yer alıyordu.

Deloitte Teknoloji Fast50 Türkiye 2009 Programı’na katılan ve cirolarının büyüklüğünün yanı sıra hızlı da olabileceklerini gösteren firmalardan Aselsan, 2008 yılında elde ettiği 372.354.750 Euro’luk net satış geliri ve %90’lık büyüme oranı ile Big Stars kategorisinde birinciliği elde etti. Aselsan’ın ardından, 2008 yılında 190.598.485 Euro’luk net satış geliri ve %282’lik büyüme oranı ile Multinet ikinci sırada yer aldı. Üçüncülüğü 259.080.041 Euro net satış geliri ve %451 büyüme oranı ile Datateknik, dördüncülüğü 109.798.477 Euro net satış geliri ve %314 büyüme oranı ile Havelsan ve beşinciliği de 63.631.221 Euro net satış geliri ve %315 büyüme oranı ile Koç.net aldı.

Ar-Ge ile birlikte gelir de artıyor

Deloitte Teknoloji Fast50 Türkiye Programı’nın dördüncü yılında İstanbul en hızlı büyüyen şirketler açısından yine liderliği elinden bırakmadı. Fast50 içinde yer alan şirketlerin %84’ü İstanbul’dan çıkarken, Ankara %12 ile İstanbul’u izleyen ikinci şehir oldu. Bu yıl %2 ile listeye giren Kayseri de dikkatleri üzerine çekti.

Fast50’nin en hızlı büyüyen kurumları yine yazılım ağırlıklı işler yapan şirketler arasından çıktı. Yazılım şirketleri, Fast50’nin %44’ünü oluşturdu. Telekomünikasyon ve ağ şirketleri %22 oranı ile listede yerini alırken, geçen yıl %8 paya sahip bilgisayar ve çevre birimleri sağlayan şirketlerin payı bu yıl biraz daha azalarak %6 düzeyinde gerçekleşti.

Araştırma ve geliştirmeye yatırım yapan şirketlerin payı ise yıldan yıla artış gösteriyor. Deloitte Teknoloji Fast50 Türkiye Programı’nda yer alan şirketler arasında 1-12 milyon Euro’luk Ar-Ge bütçesine sahip olan şirketlerin payı %5’ten %26’ya çıktı. Teknoloji şirketlerinin yenilikçiliğe yatırım için daha fazla çaba harcadığını gösteren bu bulguya karşılık 100 – 500 bin Euro ve 500 bin – 1 milyon Euro aralığında Ar-Ge bütçesine sahip olan şirketlerin bu kalemdeki yatırımlarını çok az da olsa kıstığı anlaşılıyor.

Fast50 Programı içinde 30 milyon Euro ve üzeri gelir sahibi şirketlerin payı da giderek artış gösteriyor. 30 milyon Euro ve üzeri gelir elde eden teknoloji şirketlerinin listedeki payı 2007 yılında %14,5 iken, 2008’de %20 ve nihayet 2009’da %24 oldu.

Popularity: unranked [?]

Paylaşım Sitelerine Ekle:
  • Print
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay

Türkiye’nin korku haritası

04 Kasım 2009 Yazan Redworld

Ankara’da 2, Konya’da 3, Diyarbakır’da 1 ve bugünde Şanlıurfa’da 1 kişi domuz gribinden hayatını kaybetti.

Böylece domuz gribinden ölenlerin sayısı 7′ye yükseldi. Diyarbakır’da hayatını kaybeden 34 yaşındaki Beşire Bozkurt ikiz bebek bekliyordu. Hayatını kaybedenlerin günden güne yükselmesi ve vaka sayısının 15 Mayıs’tan itibaren 1870 olması, şehirler arasında hızla yayılmasına neden oluyor.

Sağlık Bakanlığı, Şanlıurfa’da 4 yaşındaki bir kız çocuğunun “domuz gribi” nedeniyle hayatını kaybettiğini açıkladı.

Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada “Bu vefatla beraber, Pandemik gripten kaybedilen vatandaşlarımızın sayısı 7 olmuştur. Durumu ağır olan 8 hastanın tedavisi ise yoğun bakımlarda sürdürülmektedir” denildi.

Açıklamada, 2 yaşından küçük çocukların, kronik hastalığı olanların, gebeler ve 65 yaş üstündekilerin grip belirtileri ortaya çıktığında mutlaka bir doktora başvurmaları gerektiği hatırlatılarak, şunlar kaydedildi:

“Bunların dışındaki kişilerde grip belirtileri ortaya çıktığında evlerinde istirahat etmeleri, ancak genel durumda kötüleşme, solunum güçlüğü, göğüs ağrısı, nefes darlığı, bilinç bulanıklığı, 3 günden fazla süren ateş, ciddi ve sürekli kusma şikayetlerinden biri olan vakaların beklemeden doktora müracaatları büyük önem taşımaktadır.”

Tunceli’de 2 kişide domuz gribi saptandı

TUNCELİ’de kimlikleri açıklanmayan 2 kardeşte domuz gribi virüsüne rastlanıldığı, tedavilerinin evlerinde sürdüğü bildirildi.

Tunceli’de Domuz gribi şüphesiyle 5 kişiden alınan örneklerin Ankara’da yapılan incelenmesi sonucu 2’sinde Domuz gribi virüsüne rastlanıldı. Tunceli Sağlık Müdürlüğü, Domuz gribi testleri pozitif çıkan 2 kardeşin durumlarının iyi olduğunu ve evlerinde kontrol altında tatalup gerekli tedavilerinin sürdüğünü açıkladı.

Popularity: unranked [?]

Paylaşım Sitelerine Ekle:
  • Print
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay

Fotolia Türkiye’de!

04 Kasım 2009 Yazan Redworld

Türkiye pazarına bu ay itibariyle giren Mikro-stok multimedya içerik şirketi Fotolia, pazara özel hizmetler sunuyor.

Fotolia’dan yapılan yazılı açıklamaya göre, Türkiye’deki kullanıcılara özel Türkçe tasarlanan www.fotolia.com.tr sitesi, uygun fiyatlı, yüksek çözünürlüklü fotoğraf, çizim ve vektörel çizim dosyalarının yanı sıra HD videolar ile pazarda talebe cevap veriyor.

Fotolia, şirketler, tasarımcılar, editörler ve kar amacı gütmeyen kuruluşların internet sitesi tasarımı, broşür, tanıtım malzemesi için veya basın, açık hava ve televizyon reklamlarında kullanacakları yüksek kaliteli görsel kaynakları sağlıyor.

1,4 milyon kullanıcısı bulunan Fotolia’nın internet sitesindeki görsellerin fiyatı 1 dolardan başlarken, kullanıma sunulan 7 milyondan fazla görsel telif ücretsiz ve aynı zamanda lisans kapsamında değerlendiriliyor.

Fotolia Üst Yöneticisi (CEO) Oleg Tscheltzoff, dünya çapında 12 bölgede hizmet verdiklerini kaydederek, ”Türkiye’ye özel, Türkçe hizmet veren ilk yabancı marka olmaktan gurur duyuyoruz” dedi.

Popularity: unranked [?]

Paylaşım Sitelerine Ekle:
  • Print
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay

Türkiye cep telefonu üretecek, cep ucuzlayacak

01 Kasım 2009 Yazan Redworld

Anel Grup şirketlerinden Aneles’le işbirliğine giden General Mobile, Türkiye’de cep telefon üretmeye başlıyor.

General Mobile Türkiye olarak Türkiye’de üretim dönemini başlattıklarını vurgulayan Muzaffer Gölcü “Anel Grup’la iki yıldır görüşüyorduk.

İlk aşamada Türkiye’de üretmek aklımızda yoktu ancak bazı modelleri baz aldığımızda ithalattan yüzde 8- 10 daha uygun Türkiye’de mâl ettiğimizi gözlemledik” dedi.

1 Temmuz’da başlayan en düşük 40 TL’lik cep telefonundaki ÖTV’yle bu düşüncelerinin daha da ön plana çıktığını belirterek, “Çalışmalarımıza hız verdik, modelleri belirledik. Onları tekrar masaya yatırdık. Bu iş burada yapılır diye karar aldık.

Birlikte geleceğe imza attık. Hem sektörde hem teknolojide bazı ilkleri burada yapacağımız kanaatine vardık. 3 yılda yüzde 15’lik pazar payı hedefliyoruz” diye konuştu.

130 MİLYON İTHALAT

Türkiye’de 1994’ten bu yana 130 milyon cep telefonu ithalatı yapıldığını anımsatan Muzaffer Gölcü, şunları dile getirdi: “13 milyar dolar gibi rakamı yurtdışına göndermiş bulunuyoruz ve Türkiye’de üretimle artık yurtdışına gidecek dövizin bir kısmının Türkiye’de kalmasını, burada istihdam sağlanmasını başaracağız.

En önemlisi Türk mühendislerin yapacağı Ar-Ge çalışmalarıyla biz artık gözleri Türkiye’nin üstün çekmeyi hedefliyoruz.”

YÜZDE YÜZ YERLİ DİYEMEYİZ

Muzaffer Gölcü, cep telefonlarının yazılımlarının tasarımlarının ve kutu içindeki malzemelerin Türkiye’den sağlandığını, yurtdışından ise telefonun anakart parçalarının geldiğini söyledi.

Bunların kontrollerini Türk mühendislerin yaptığını belirten Gölcü, şöyle konuştu: “Anakarta dizilmiş komponentlerin testleri ve montajı bu tesislerde yapılıyor. Paketleme ve son kontroller de bu tesislerde yapılıp tüketiciye sunuluyor.

Ama bir telefonun ekranı Türkiye’de üretilmiyor. Yüzde 100 yerli dememiz sözkonusu değil. Ancak telefon yazılım ve donanım olarak ikiye ayrılır. Bizim katma değerimiz yazılım üzerine. Cep telefonu üretiminde kaldıraç tasarım ve yazılımdır.”

145 KİŞİYE İŞ KAPISI OLACAK

ANEL Grup CEO’su Suat Baysan, cep telefonu üretimi ile Türkiye’de ciddi istihdam artışı sağlanacağını belirterek, “Yaklaşık 145 kişiye iş imkanı sağlanacak. Yurtdışına 15 milyon dolar daha az döviz çıkacak. Devlete de 19 milyon dolarlık ilave gelir sağlamış bulunuyoruz” dedi.

20 MİLYON DOLARLIK YATIRIM YAPILDI

ANEL Grup CEO’su Suat Baysan, daha önce Türkiye’de sadece Aselsan’ın cep telefonu üretimi yaptığını belirterek, “Diğerlerinin tamamı ithaldı. Raks’ın bir tasarımı oldu ancak üretime girmedi. İlk seri üretime General Mobile giriyor” dedi.

Cep telefonu üretimi için yapılan yatırımı söylemeyen ancak elektronik üretiminde kullanmak üzere 20 milyon dolarlık yatırım yaptıklarını vurgulayan Suat Baysan, “Cep telefonu üretiminin de yapılacağı bantları içeren ek bir tesis kuruldu. Ancak bu tesis bütün elektronik üretimi için kullanılacak. Burası AB standartlarına uyumlu bir tesis” diye konuştu.

ANA MERKEZ NEW YORK’TA, ÜRETİM ÜMRANİYE’DE

General Mobile Türkiye Müdürü Muzaffer Gölcü, General Mobile’ın “New World New Ideas” sloganıyla 2005’in son çeyreğinde yeniden yapılanarak mobil sektörde üretim yapmak Ar-Ge geliştirmek, dizayn, tasarım yapmak teknolojisini geliştirmek üzere yeniden yapılandığını vurguladı.

Ana ofislerinin New York’ta olduğunu belirten Muzaffer Gölcü, Türkiye’deki Ar-Ge merkezlerinin Ümraniye’deki Anel Grup tesislerinde faaliyet göstereceğini vurguladı.

“MADE İN TURKEY” ARALIKTA VİTRİNDE

General  Mobile-Anel işbirliği çerçevesinde ilk aşamada piyasada satılan çift sim kartlı DST 500 modelinin üretimine devam edilecek. Bu model başlangıçta 400 ardından 5 bin adet üretilecek.

Ancak piyasa fiyatı 279 TL’den 249 TL’ye düşecek. Tasarımı ve yazılımı Türk mühendislere ait DST 800’ün üretimi ise önümüzdeki ay başlayacak, arkasında “Made in Turkey” yazacak.

İlk etapta 50 bin adet üretilecek. Türk üretimi üçüncü telefon ise Fenerbahçelileri sevindirecek. General Mobile’ın Fenerbahçe’yle yaptığı anlaşma kapsamında 3G’li yerli telefon yılbaşında taraftarla buluşacak.

Türkiye’de üretilecek cep telefonları piyasa değerinden yüzde 10 daha düşük fiyata satılacak.

Popularity: unranked [?]

Paylaşım Sitelerine Ekle:
  • Print
  • Digg
  • Sphinn
  • del.icio.us
  • Facebook
  • Mixx
  • Google Bookmarks
  • Blogplay